2008 Doğu-Batı

Yedi yaz önce mailime düşen bir ilanın ve fotoğrafın hayaline kapılıp memleketimin hep merak ettiğim doğusundan ve Avrupa'dan gelen 'yeni' insanları tanımak ve İngilizce konuşmak niyetiyle güneşin sofrasında Yeni Şakran bir yere gittim. Gidiş o gidiş... smile ifade simgesi Sonraki iki hafta sol yanımda Diyarbakırlı, sağ yanımda Praglı arkadaşla halaya durma, Japon ile origamı yapma, Vanlı ile otlu peynirin İngilizcesini gülerek anlatma çabası ile devam etti. Kilometreleri aşıp devam eden dostluklar, yıllar sonra buluşmalar, o yaz kadar sıcak ve daha olgunca devam eden sohbetler olarak devam ediyor hala kah Van'da, kah Prag'ta.

'Elin İspanyol'u ile bizim Artvinli ne yapacak buluşup da?' demeyin sakın, İspanyol'un Artvinli'den, Artvinli'nin Fransız'dan öğrenebileceği pek çok şey vardır elbet; yaşayarak, hem de bolca gülerek... Güzelliklerin paylaştıkça çoğalabileceğini ve insanın insanla güzelleştiğini öğrenebilirler mesela. Sonra bu buluşmadan cesaret alarak İngilizcesini geliştirme ateşine düşüp başarılı olup Van'dan kalkıp Budapeşte'ye yüksek lisansa da gidebilirler pek ala. Ya da Diyarbakır'dan kalkıp İngiltere'ye de gidebilirler imkanları zorlayacak cesareti bulurlarsa...

Ezcümle, iyi ki yedi yaz önce o ilana kapılıp o yola düşmüşüm de önce Hülya Abla'yı, sonra da o tatlı sofradaki pek çok insanı katmışım dünyama, çünkü otuzuma bir kala yaşayarak öğrenmekteyim ki hala, şu dünyadaki en büyük mutluluklardan biri de güzel insanlarla ufkumuzu ve güzelliğimizi çoğaltmakmış dünyanın şahidi olmanın yanında...

DUYGU UZUN