2013 Doğu-Batı

Farklılıklarımız ve Farkındalıklarımız Üzerine Bir Kamp…

Bildiğiniz gibi geçtiğimiz Ağustos ayında Doğu-Batı Kampı’nı gerçekleştirdik. Tarihlerini ve neler olduğunu merak ediyorsanız Facebook sayfamızı ziyaret etmenizi öneriririm, buraya birkaç fotoğraf koyabiliyoruz sadece çünkü

Bu kampta lider olarak görev aldığım için çok şanslı olduğumu söyleyerek başlamak istiyorum. Neden şanslı diyorum çünkü eğer arkadaşlarım benim lider olmama izin vermeselerdi, bildiğimi sandığım şeyleri tekrar düşünüp yerini doğru şeylerle değiştirme fırsatı bulamayacaktım ve hazırlık ve uygulama aşamasındaki heyecanı kaçırmış olacaktım. Her ne kadar bu satırları yıldızlı bir otelin lobisinde yazıyor olsam da (işimden dolayı), her ne kadar İstanbul’a bu kadar aşık olsam da bu harika insanlarla geçirdiğim günleri özlüyorum.

Biz bu kampta neler yaptık kısaca onu anlatayım isterseniz, çünkü düşündüklerimi anlatmaya devam edersem sayfalar tutabilir. Biz bu kampta oyunlar oynadık, birbirimizi daha iyi tanıdık, kadın haklarını konuştuk, Avrupa’da, Avustralya’da, ülkemizde olan adetleri, farklılıkları konuştuk, benzerliklerimizi gördük, farklılığın ne demek olduğunu öğrendik. Aslında dışarıdan bakınca ne kadar birbirimizi yargıladığımızı ve bu ön yargılarla bu harika farklılıklarımızı kaçırdığımızı öğrendik.

Sanırım biraz da bu kampın amaçlarından bahsetmek gerek. Çünkü yukarıda yazdıklarım anlamsız kalacak yoksa. Bu kampın amaçları kısaca şuydu: Türk katılımcılarımıza her şeyi bildiğimizi sandığımız Avrupa kültürünü daha iyi anlatmak; bir yabancıyla konuşurken hata yapsak da anlaşabileceğimizi göstermek; anlatamadığımız, anlatmak istemediğimiz yönlerimizi nasıl gösterebileceğimizi, dilin sınırlarını hiç bilmesek de nasıl zorlayabileceğimizi göstermekti. Yabancı katılımcılarımız içinse, gerçek Türkiye’nin ne olduğunu, her bölgemizin birbirinden güzel olduğu, her ne kadar basında orada burada başka gösterilse de aslında ne kadar güzel bir yer olduğunu; bazen bizim bile anlam veremediğimiz adetlerimiz olduğunu , törelerimizi, yaşam biçimimizi;bir çoğumuzun aslında İngilizce bildiğini ama konuşmaya gelince ne kadar utangaç ve naif insanlar olduğumuzu göstermekti. Hep iyi şeyleri konuşmadık elbette beğenmediğimiz, aslında yanlış bildiğimiz şeyleri konuştuk. Kısacası farklı olsak da aynı olduğumuzu uygulamalı olarak ispatladık ve farkındalığımızı arttırdık.

Bu satırları yazıyorum, ayrıca liderdim diye hava attım yazının başında ama açıkça belirtmeliyim ki ben de çok ön yargılı bir insanmışım istemeden de olsa. Bu kampın sonunda birçok şeyi düşünmeye başladım tekrar tekrar ve bir anlam yüklemeye başladım az da olsa hayatıma. Yıldızların altında yaptığımız sohbetleri, o her sabah gülümseyen başta yabancı ama sonra dostum saydığım kişilerin yüzlerini, Ankara havalarında Alman arkadaşlarımızın beni şaşırtan başarısını ve daha nice şeyleri unutamayacağımı biliyorum.

Sanırım kısa kesmem lazım yoksa günlerce yazacağım.Sizleri de bekleriz bu kampa her zaman, kapımız herkese açık tabi kontenjanlar dahilinde ne yazık ki. Ama eğer katılmak isterseniz, bizimle irtibata geçin ve seneye hep birlikte daha güzel şeylere yol açalım.

Bu anlattığım şeylerin bana verdiği o en masum gülümsememle, iyi günler dilerim.

İsmail Fidan